21 Aralık 2010 Salı

Sühâ ve Pervîn...

"Sizin de böyledir elbet, hayâl-i sevdânız, değil mi sevgili?" der Sühâ, Pervin'e. Lakin Pervin'in ilgisini çekmez onca romantik söz ve "Pek şairâne hûlyanız...."demekle yetinir, müstehzi bir tavırla... 

Hikaye, böylesine hayalperest Sühâ'nın çırpınışlarına ve hayalden uzak, hakikatleri konuşmak ve yaşamak isteyen mâşukası Pervin'in Sühâ ile istihza etmeleriyle sürer. 

Sonunda ise Pervin, Sühâ'yı oracıkta bırakarak kendine seslenen bir grup insanın yanına koşar ve Sühâ oracıkta donakalır... 

Pervin'e küfrettim, metni okuduğumda. Yazık değil miydi onca dil döken zavallı Sühâ'ya... ne yazık ki hayal, hakikate yenik düşmüştü yine...bu böyle olurdu hep, hep böyle...

2 yorum:

  1. Hakikate yenik düşen hayal miydi yoksa saadetin ta kendisi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de öyle. Tevfik Fikret'e sormak gerek bunu. Yahut Rübâb-ı Şikeste'yi tahlil eden nicelerine...

      Sil